300 SAATTE ÖĞRENİLECEK KADAR KOLAY BİR DİL

Tahir Şahin

Yazarın şu ana kadar yazılmış 1 makalesi bulunuyor.

300 Saatlik Bir Dil “İngilizce”

Başlığı okuduğunuzda gerçekten şaşırdınız değil mi? Elbette şaşırmakta haklısınız. Adı İngilizce olan bir dili öğrenebilmek için yıllarını harcayıp da tabiri caizse, bir arpa boyu bile yol alamayan yüz binlerce çileli insanın bulunduğu güzel ülkemizde birisinin çıkıp da İngilizce gibi birçok insanın ne yazık ki ulaşılmazı olan bir dilin 300 saat gibi kısa bir sürede öğrenilebileceğini iddia etmesi size hiç de inandırıcı gelmiyor olsa gerek.

Bu iddianın sahibi bir İngilizce öğretmeni olsa da, sizler onu yine de ” hayalperest ” olmakla suçlayabilirsiniz. Size hak veriyorum ve sizi anlayabildiğimi sanıyorum. Ben de sizin yerinizde olsam aynı şeyleri düşünmekten kendimi alamazdım. Çünkü ülkemizdeki İngilizce dil öğretim anlayışı ve bu anlayışın ürünü olan İngilizce dil öğretim yöntemleri, İngilizce’yi kolaylaştırmak yerine sanki istendik ve kasıtlı olarak zorlaştırıyor, sevdirmiyor bilakis nefret ettiriyor.

B. Bölünmüş Değil Kesintisiz Bir 300 Saat

Elbette söylemek istediklerim yukarıdaki satırlarda ifade edilenlerle sınırlı değil. Parçadan bütüne, kolaydan zora doğru adım adım ilerleyen, her iki dili de (Türkçe ve İngilizce) sürekli olarak karşılaştıran, öğretim sürecini hem görsel hem de işitsel etkinliklerle zenginleştiren, özgün, doğal ve pratik bir yöntem eşliğinde, her biri 40 dakika süren, günlük olarak 15 ders saatinden oluşan ve 300 ders saatine karşılık gelen 20 günlük yoğunlaştırılmış ve kesintisiz bir kamp programının sonunda İngilizce’yi;

a. içerik olarak düzeyli ve kulağa hoş gelen bir şekilde akıcı, ve anlaşılabilir bir biçimde konuşabileceğinizi,

b. genel anlamda seviyesi yüksek bir İngilizce metni hiç zorlanmadan güzel bir aksanla telaffuz edip daha sonra da sözlü veya yazılı olarak Türkçe’ye aktarabileceğinizi,

c. duygu ve düşüncelerinizi İngilizce olarak zorlanmaksızın yazılı bir biçimde ifade edebileceğinizi söylesem acaba ne düşünürsünüz?

Buraya kadar dile getirilenleri çok iddialı, hatta inanılmaz bulmanıza rağmen okuma sabrı göstermişseniz, “Müsaadenizle. Bu kadar da abartılmaz ki! Mümkün değil bu iddia ettikleriniz.” diye kendi kendinize hem de yüksek bir sesle söylendiğinizi duyar gibiyim.

C. Olmazsa Olmaz Üç Şart

Peki, böylesine farklı bir dil öğrenim sürecinin tecrübe edilebilmesi için hangi şartların gerçekleşmesine bağlıdır? Bu özgün ve pratik yöntemin uygulanabilirliği dil öğrenim süreci içinde olmazsa olmaz üç tane şartın birlikte var olmasına bağlıdır. Bu üç şartın bir arada olması ve bir bütünlük oluşturması gerekiyor. Aksi takdirde her bir şart kendi başına hiçbir anlam ifade etmez. Şimdi liste halinde verelim bu gerekli şartları.

1. Soyut düşünme sürecini tamamlamış, normal bir zeka düzeyine sahip ve Türkçe’ye genel olarak vakıf her bir birey için İngilizce dil öğretimi sürecinde en uygun ve en doğru yaş grubu (Orta Öğretim sonrası)

2. Öğretim sürecinde öğrencinin dil öğrenimine karşı ilgisini sürekli olarak zinde tutmayı amaçlayan, tamamıyla görsel ve işitsel etkinlikler içeren, her biri 40 dakika süren, günlük olarak 15 ders saatinden oluşan ve toplam olarak 300 ders saatine karşılık gelen 20 günlük yoğunlaştırılmış kesintisiz bir kamp programı

3. Kolaylaştıran zorlaştırmayan, sevdiren nefret ettirmeyen parçadan bütüne, kolaydan zora doğru ilerleyen Türkçe-İngilizce karşılaştırmalı özgün ve pratik bir yabancı dil öğretim yöntemi

D. Çözüm

Sonuç olarak, ülkemizde insanlar konumları, meslekleri ve ihtiyaçları gereği isteseler de istemeseler de İngilizce öğrenmek zorunda kalmaktadırlar.

Ne yazık ki, bu uğurda çok büyük miktarda para ve zaman israf edilmektedir. Keşke arzulanan sonuç elde edilse. Gerçekler ve yaşananlar böylesine yalın ve açık bir biçimde ortada dururken, insana umutsuzluk aşılayan olumsuz bir tablo bu kadar net ve belirginken bir İngilizce öğretmeni bu güzel ülkenin İngilizce dil öğretimi ile ilgili acımasız gerçeklerini görmezden gelerek çıkmış diyor ki,

“Dil öğretim sürecinde dil öğrenimine karşı ilginin zinde tutulabilmesi için tamamıyla görsel ve işitsel etkinlikler içeren, her biri 40 dakika süren, günlük olarak 15 ders saatinden oluşan ve toplam olarak 300 ders saatine karşılık gelen 20 günlük yoğunlaştırılmış kesintisiz bir kamp programın sonunda, normal bir zeka düzeyine sahip, soyut düşünme yeteneğini tamamlamış, ilköğretimi bitiren her bir birey istediği takdirde;

a. okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi çeşitli temel beceriler eşliğinde kullandığı ana dili Türkçe,

b. ve öğreneceği yabancı dil olan İngilizce’ye ait okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerileri arasında var olan yapı, mantık ve sistem benzerliklerinden en üst düzeyde istifade ederek,

c. her iki dil arasında var olan yapısal, mantıksal ve sistematik benzerliklerin sağlamış olduğu kolaylıkları karşılaştırmalı olarak parçadan bütüne (tümevarım) inceleyen ve kullanan,

d. böylece her iki dil arasında var olan yapısal, mantıksal ve sistematik farklılıkların daha kolay anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlayan,

e. baştan sona en ince ayrıntısına kadar düşünülerek tasarlanmış kolaydan zora doğru giden bir konu sıralamasına sahip,

f. konular arasında oldukça güçlü bir mantık örgüsünün bulunduğu,

g. ve bu yönüyle de bir önceki konunun bir sonraki konunun altyapısını oluşturduğu, bir sonraki konunun da bir önceki konunun uygulama açısından tekrarı ve pekiştireci olduğu,

h. bir dil eğitim programı çerçevesinde yetkinleşen,

i. bu yönüyle de tam öğrenmeyi sağlayan,

j. bütün bunların sonucunda öğrenilmiş davranışa dönüşen bir dil becerisini kazandırmayı amaçlayan akla, mantığa, insanın ruhuna ve doğasına hitap eden özgün ve pratik bir yabancı dil öğretim yöntemi eşliğinde ileri düzeyde İngilizce bir metni çok rahat bir biçimde anlayabilir, gerektiği takdirde Türkçe’ye sözlü veya yazılı olarak aktarabilir. Ayrıca İngilizce yazabilir ve konuşabilir.”

Biliyorum buraya kadar dile getirilenlere inanması çok zor. Ama bu yapıldı. Yalnız denenmiş dil öğretim yöntemlerini kullanarak değil. Asıl denenmesi gereken kullanılarak yapıldı.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 6 YORUM
  1. Aziz Mahmud Hüdayi diyor ki:

    Yıllardan beri İngilizcenin zor bir dil olmadığını, hele hele Türkçe ile karşılaştırıldığında çok kolay bir dil olduğunu düşünmüşümdür. Ama söz konusu olan İngilizce öğrenmeye yönelik teşebbüslerim ve yaşadığım hayal kırıklıkları olduğunda İngilizcenin zor bir dil olduğunu kabul etmek zorunda kalmışımdır.

    Bu yazı yıllar boyunca kendime sözlü olmasa da ifade ettiğim gerçekleri çok profesyonelce ifade etmiş.

  2. Tahir Şahin diyor ki:

    İnsanın kendi yazısına yorum yapması elbette çok da ” alışıldık ” bir durum değil. Ben yorum yapmak yerine küçük bir eklemede bulunmak istiyorum. Burada anlatılanları yıllarca kendi oluşturduğum özel öğrenim ortamlarında gerçekliyorum. Çevremdekilere bu tecrübeleri aktardığımda onlara doğal olarak çok inanılmaz geliyor. Çünkü insanımız İngilizce Dil Öğrenimi söz konusu olduğunda öylesine bir ” Öğrenilmiş Çaresizlik Duygusu ” içinde ki söylenenler ona doğru gibi gelse bile kulaklarını tıkıyor yaşamakta olduğu psikolojinin etkisi ile. Bu arada bana bu fırsatı veren Öğretmenler Gündemi sitesine en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.

  3. Zeynep Şahin diyor ki:

    Öğrencilik yıllarımda İngilizce’ye karşı oldukça ilgim vardı. Ne yazık ki bütün çabalarıma rağmen İngilizce’yi istediğim gibi öğrenemediğimi gördüm. İlk başlara sorunun kendimde olduğunu düşündüm. Öğretmenlik mesleğini icra etmeye başladıktan sonra sahip olduğum tecrübeler eşliğinde sorunum bende değil de ülkemizde uygulanan İngilizce dil öğretim yöntemlerinde olduğunun farkına vardım. Bu yazıyı ve önerileri okuyunca düşüncemde haklı olduğumu daha iyi anladım. Burada dile getirilen önerilerin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

  4. Fatih Gümüş diyor ki:

    Anadolu imam hatip lisesi ortaokulunda 28 şubat sureci yaşanmadan önce ortaokulu ilk 1 yıl hazirlik sınıfı alarak okumama rağmen,sonrasinda geçen onca zamana rağmen İngilizce öğrenemedim..Sizin için iyi bir çalışma örneği olabilirim Tahir Hocam..

  5. Mevlüde diyor ki:

    Okudum..Tahir Bey…Aslında denenebilir..belirttiğiniz yaş grubuna bu süreç kamplar açılarak uygulanabilir..ama sanırım gönüllülük de esas olmalı..hem alıcı hem de vericiler yani öğretmenler açısından…değerli paylaşımınız için teşekkürler..bilginize yüreğinize sağlık….

  6. Ali diyor ki:

    Harika bir düşünce keşke her eğitmen sizin gibi duyarlı düşünebilse ?

BİR YORUM YAZ